Neden Yazıyorum? Kapak

Neden Yazıyorum?

​Ben, yaşadığımız dünyanın görünen yüzünden çok, görünmeyen tarafıyla ilgileniyorum.

​Bir olay olduğunda çoğu insan sonuca bakar; ben ise sebebini merak ederim. Çünkü hiçbir sonuç kendiliğinden ortaya çıkmaz. Onu doğuran düşünceler, tercihler, ihmaller, alışkanlıklar ve sistemler vardır.

​Bu yüzden benim için hiçbir olay, yalnızca görünenle sınırlı değildir. İster bir insanın hayatında, ister bir şehirde, ister bir ülkede yaşansın; bir toplumu anlamanın yolu, yaşadığı olayların kendisine bakmaktan çok, o olayları doğuran nedenleri anlamaya çalışmaktan geçer.

​Yazılarımın amacı bir kişiyi övmek ya da yermek değildir. Bir kurumu, bir düşünceyi ya da bir görüşü peşinen mahkûm etmek de değildir. Amacım; olayların arkasındaki nedenleri anlamaya, farklı bakış açılarını değerlendirmeye ve ortak çözümler üzerine birlikte düşünebilmeye katkı sunmaktır.

​Bazen yerelden yola çıkarım, bazen ülkeden, bazen de insanın kendisinden...

​Çünkü ölçek değişse de çoğu zaman mesele değişmez.

​İnanıyorum ki doğru sorular, hazır cevaplardan daha değerlidir. Doğru soruların sorulmadığı yerde, en doğru cevaplar bile eksik kalır. Bu yüzden yazılarımın insanları öfkeye değil düşünmeye; ezbere değil sorgulamaya; önyargıya değil anlamaya yöneltmesini isterim. Düşüncenin değeri, herkesi ikna etmesinde değil; insana yeni bir bakış açısı kazandırabilmesindedir.

​Dilerim ki bu sayfadan ayrılırken "İsmail Turan ne düşünüyor?" sorusundan önce, "Ben bu konuda ne düşünüyorum?" sorusunu kendinize sorarsınız.

​Çünkü hiçbir toplum tek bir insanın sesiyle değişmez.

​Toplumlar; düşünen, dinleyen, konuşan, yanıldığında bunu kabul edebilen ve hakikati aramaktan vazgeçmeyen insanların çoğalmasıyla nefes alır.

​Beni geçmişten tanıyanlar, bugün yazdıklarımı hayatımın farklı dönemlerinde savunduğum düşünceler üzerinden değerlendirebilir. Bu son derece doğaldır.

​Ancak ben, insanın düşünce dünyasının da hayatın kendisi gibi bir yolculuk olduğuna inanıyorum. İnsan; okudukça, yaşadıkça, dinledikçe ve tecrübe ettikçe aynı kalmak zorunda değildir. Değişmek, dününü inkâr etmek değil; bazen hakikate biraz daha yaklaşmaktır.

​Ben de hâlâ öğreniyorum.

​Hâlâ yanılabileceğimi biliyorum.

​Yeni bir bilgi, güçlü bir delil ya da daha doğru bir bakış açısı karşısında düşüncelerimi yeniden gözden geçirebilmenin bir zayıflık değil, fikrî dürüstlük olduğuna inanıyorum. Çünkü bağlı kalmaya çalıştığım şey kendi düşüncelerim değil, hakikati aramaktır.

​Eğer bir gün düşüncelerimizle hakikatin gösterdiği yön arasında bir mesafe oluşursa, belki de önce birbirimizi değil, kendi bakış açımızı ve yürüdüğümüz yolu yeniden gözden geçmeliyiz.

​Doğruya giden yollar farklı olabilir.

​Ama samimiyetle hakikati arayan insanlar, er ya da geç ortak bir zeminde buluşabilir.

​Ben yazmayı hiçbir zaman son sözü söylemek için seçmedim. Yazmak benim için, düşünmeye davet etmektir. Birlikte daha doğru sorular sorabilmek için.

​Belki de bu yüzden, bu sayfadaki en değerli yazılar yalnızca benim yazacaklarım olmayacak.

​Belki bir gün, sizin kaleminizden çıkan bir yazı da başka bir insanın düşünmesine vesile olacak.

​Çünkü ortak akıl; tek bir sesle değil, birbirini dinleyen insanların katkısıyla güçlenir.

​Belki şimdi sıra sizdedir...


464