
Neden Yazıyorum...?
Toplum olarak en büyük çıkmazımız, sonuçları konuşmaktan sebepleri aramaya vakit bulamayışımızdır.
Bir olay yaşandığında çoğu zaman öfkeye, kavgaya ve peşin hükümlere sığınıyoruz. Oysa hiçbir sonuç kendiliğinden ortaya çıkmaz; onu doğuran tercihler, ihmaller, alışkanlıklar ve kökleşmiş sistemler vardır. Olayların yalnızca görünen kabuğuna takılıp kalmak, asıl yarayı görmezden gelmektir.
İşte tam bu yüzden yazıyorum.
Yazılarımın amacı bir kişiyi övmek ya da yermek değildir. Bir kurumu, bir inancı ya da bir fikri peşinen mahkûm etmek de değildir. Yazmak benim için bir üstünlük taslama veya son sözü söyleme aracı değil; olayların arkasındaki nedenleri anlama ve ortak meselelerimizi soğukkanlılıkla tartışma çabasıdır.
Bazen yerelden yola çıkarım, bazen ülkeden, bazen de insanın bizzat kendisinden...
Ölçek değişse de meselenin özü değişmez.
Doğru soruların sorulmadığı bir yerde en doğru cevaplar bile karşılık bulamaz.
Yazdıklarımın insanları kamplaşmaya değil düşünmeye; ezbere değil sorgulamaya yöneltmesini isterim. Düşüncenin kıymeti herkesi aynı potada eritmesinde değil, zihinlerde yeni bir kapı aralayabilmesindedir.
Buradaki tek gayem, okurun zihninde "İsmail Turan ne düşünüyor?" merakı uyandırmak değil; şu soruyu sordurabilmektir:
"Peki, ben bu konuda ne düşünüyorum?"