6 TEMMUZ 2026
Türkiye, yaklaşık çeyrek asırdır aynı siyasi kadro tarafından yönetiliyor. AK Parti, 2002’den bu yana girdiği her seçimde ya birinci parti olmuş ya da iktidar ortaklığını korumayı başarmıştır. Ülkenin bugün içinde bulunduğu her durum – iyi ya da kötü – doğal olarak bu 23 yıllık iktidarın eseridir. Dolayısıyla başarı da, başarısızlık da doğrudan AK Parti’nin sorumluluğundadır.
Ancak burada asıl sorulması gereken soru şudur: Halk bu kadar uzun bir süre aynı iktidarı neden desteklemeye devam etti? Ekonomik sıkıntıların derinleştiği, adalet sisteminin sorgulandığı, toplumsal kutuplaşmanın arttığı bir tabloda bile neden geniş halk kesimleri alternatif arayışına yönelmiyor?
Bu sorunun cevabı doğrudan muhalefetin zaaflarıyla ilgilidir. Çünkü halk bir yönetimden memnun olmasa bile, onun karşısındaki alternatifin güven vermemesi durumunda mevcut düzene razı olur. AK Parti’nin 23 yıldır seçim kazanmasının sırrı, sadece kendi tabanını mobilize etmesinde değil, muhalefetin halkla güven temelli bir bağ kuramamasındadır.
Halk “Değişim” İster Ama “Macera” İstemez
Seçmen davranışı, sadece protestoya değil, geleceğe dair umuda da dayanır. Bugünkü muhalefetin en temel açmazı, halkta bir “AK Parti karşıtlığı” üzerinden siyaset yapıp, pozitif bir gelecek vizyonu ortaya koyamamasıdır. AK Parti’ye olan memnuniyetsizlik artarken, muhalefete olan güven aynı hızla artmamaktadır. Bu da sandığa yansımamaktadır.
Halk; diniyle, geleneğiyle, kültürüyle barışık bir siyasi çizgi ister. Samimi, tutarlı ve gerçekçi siyaset görmek ister. Oysa muhalefet çoğu zaman kendi içine dönük, elitist ya da birbirine benzemez yapıların zoraki ittifakı görüntüsü vermektedir. Bu durum seçmene güven değil, tereddüt aşılamaktadır.
“Sadece AK Parti kötü” demek yetmez
Muhalefetin olası ilk seçimde sadece “AK Parti’den bıkkınlık” üzerinden oy toplaması artık yeterli değil. Çünkü seçmen şu sorunun cevabını arıyor: “Peki yerine kim, nasıl yönetecek? Ekonomi nasıl düzelecek? Adalet nasıl sağlanacak? Dış politika ne olacak?”
Bu sorulara net, gerçekçi ve inandırıcı cevaplar vermeyen bir muhalefetin, iktidar olma şansı sürekli ertelenir. Halk, elindekini kötü bulsa bile yerine ne geleceğini bilmeden karar vermez. Belirsizliğe değil, istikrara oy verir.
Ders Alınmazsa Sonuç Değişmez
Muhalefet için artık “sadece eleştirmek” dönemi kapanmıştır. Çözüm üretmek, geniş kitlelerle sahici bağ kurmak, halka yukarıdan değil, halkın içinden bakmak zorundadır. Aksi takdirde seçim sonuçları değişmeyecek, halk yine “bildiğini” seçecektir.
Sonuç olarak: AK Parti bugün bir güçse, bu aynı zamanda muhalefetin zayıflığının da bir sonucudur. Seçmen sandığa giderken “kim daha az kötü?” diye değil, “kim daha inandırıcı ve güvenilir?” diye düşünür. Muhalefet, bu gerçeği görmeden iktidar hayali kuramaz.
Yorumlar
0İlk yorumu siz yapın...
Düşüncelerinizi Paylaşın