6 TEMMUZ 2026

Aynı Gemideyiz Ama Başka Denizlerin Hayalini Kuruyoruz. Ya biz yalancıyız, yada yalanlara inandırılıyoruz..
Aynı havayı soluyoruz, aynı pazardan alışveriş yapıyoruz. Hastanede aynı kuyrukta bekliyor, aynı acılara ağlayıp aynı sevinçlerle mutlu oluyoruz.
Peki, sokakta bu kadar "biz"ken, siyasete bakınca neden birbirine düşman topluluklar gibi görünüyoruz?
Herkes vatanı sevdiğini söylüyor. Herkes adalet, herkes özgürlük istiyor. O zaman neden yıllardır gerçek bir birlik kuramıyoruz?
Çünkü İlkeleri Değil, Tarafları Savunuyoruz
Bugün geldiğimiz noktada ne yazık ki değerlerimiz kimliklerimize sıkıştı:
Vatan sevgisi, parti sevgisine indirgendi.
Adalet, sadece "bizim tarafın" kazanması sayıldı.
Millet kavramı, sadece "bize oy verenler" olarak görüldü.
İnsanlar ülkenin tamamının menfaatini değil, sadece kendi mahallesinin kazanmasını önemsiyor. Sonuçta herkes ülkeyi kurtarmak istiyor ama herkes kafasında başka bir Türkiye hayal ediyor.
Çözüm Üretmesi Gerekenler, Sorunun Kendisi Oldu
Ve artık şu gerçeğin iyice anlaşılması ve görülmesi gerekiyor: Yıllardır çözüm üretme vaadiyle karşımıza çıkan siyasi yapılar, artık çözüm üretemedikleri gibi sürekli yeni sorunlar çıkaran mekanizmalara dönüştü.
Siyaset, toplumu birleştirmek ve hayatı kolaylaştırmak yerine; kendi kitlesini bir arada tutabilmek için yapay krizler ve düşmanlıklar üretiyor. Sorunları kökten çözmek işlerine gelmiyor; çünkü çözülmeyen her sorun, bir sonraki seçimde koltuğu korumak için kullanılacak bir malzemeye dönüşüyor.
"Hainlik" İthamlarının Arkasındaki Büyük Rant Kavgası
Etrafımıza bir bakalım: Siyasetle uğraşanların genelde ya hep çok zengin olduğunu ya da siyasete girdikten sonra hızla zenginleştiğini görmek zor değil. Vatandaş pazarda taneyle alışveriş yaparken, hastane kuyruğunda beklerken; bu yapılar kendi içlerinde sürekli lüks ve zengin bir zümre üretiyor.
Siyasetçilerin ekranlarda birbirini "hain" olmakla, "ülkeyi satmakla" suçlayacak kadar gözünün dönmesinin sebebi, savundukları fikirlerin kutsallığından değil; kaybedilecek ekonomik pastanın, ihalelerin ve gücün büyüklüğündendir.
Bu "hainlik" suçlamaları ve yüksek sesli kavgalar, aslında arkada dönen servet transferi çarkını halkın gözünden kaçırmak için kullanılan en elverişli maskedir. Bizleri birbirimize düşman ediyorlar ki, kendi kurdukları bu zenginleşme düzeni hiç bozulmasın. Halkın vatan sevgisi ve temiz inançları, yukarıdaki seçkin bir azınlığın lüks yaşamına yakıt yapılıyor.
Birlik, Aynı Düşünmek Değil; Farklıyken de Saygı Duymaktır
Gerçek birlik ve beraberlik, herkesin tek tip düşünmesiyle olmaz. Farklı düşünmemize rağmen birbirimizi "düşman" olarak görmediğimizde olur.
Birbirini rakip değil de düşman belleyen, kendi hakkını isterken başkasının hakkını yok sayan toplumlarda kalıcı bir huzur inşa edilemez. Korkular veya yapay düşmanlar üzerinden kurulan birliktelikler geçicidir; sabun köpüğü gibi söner.
Gerçek ve sarsılmaz bir birlik, sadece ortak vatandaşlık ve herkes için adalet duygusuyla kurulabilir.
Ne zaman ki bu yapılardan medet ummayı bırakır, gözümüzü açar ve kendimizi bir partinin, bir kimliğin mensubu olmaktan önce bu ülkenin eşit bir vatandaşı olarak görmeye başlarsak; işte o zaman siyasetin bize dayattığı yapay kavgaları değil, kendi ortak geleceğimizi konuşabiliriz. Dağılmak kolay, zor olan o ortak zeminde buluşabilmek ve bu oyunu bozabilmek.
Yorumlar
0İlk yorumu siz yapın...
Düşüncelerinizi Paylaşın