14 EYLÜL 2026

Eksik Kalan Terazi: Türk Siyasetine Neden Bağımsız Bir Vicdan Lazım?

Eksik Kalan Terazi: Türk Siyasetine Neden Bağımsız Bir Vicdan Lazım?

Eksik Kalan Terazi: Bize Böyle Bir Vicdan Lazım

​

Türkiye, son çeyrek yüzyılda tarihinin en sarsıcı dönüşümlerinden geçti. Askeri vesayetin geriletilmesinden açılım süreçlerine, kanlı bir darbe girişiminden rejim değişikliğine kadar pek çok fırtına atlattık. Ancak bu fırtınaların ortasında siyasetin dili zehirlendi, terazi bozuldu, ahlaki denetim mekanizmaları bütünüyle dağıldı.

​Bugün Türk siyasetinde yaşanan kriz ne sadece sandık aritmetiğidir ne de salt ekonomik çöküştür; asıl kriz, devleti ve siyaseti hizaya çeken o "milli ve bağımsız vicdanın" yokluğudur.

​Oysa bu milletin hafızasında, fırtınaların ortasında yönünü şaşırmayan bir duruşun nirengi noktası hep vardı.

​Meşruiyetini Makamdan Değil Milletten Alan Duruş

​Bize öyle bir terazi lazım ki; meşruiyetini iktidar nimetlerinden değil, milletin sinesinden alsın. Devleti kutsallaştırıp milleti ezen anlayışa da, millet iradesini hiçe sayıp hukukun dışına çıkan dayatmalara ve gücü tek elde toplama hırsına da aynı tavizsizlikle karşı durabilsin.

​Ne haksızlığa uğradığında vatanına küssün ne de muktedir olduğunda adaletten sapıp güce teslim olsun. Varlığını üç beş vekillik ya da dar grup menfaatleri uğruna büyük bloklara yamalamayacak kadar dik ve hür kalsın.

​Kırılma Anlarında Milletin Emniyet Supabı

​Bize öyle bir terazi lazım ki; kırılma anlarında milletin en sağlam fren mekanizması olsun. Masalarda devletin otoritesi aşındırılırken, terör şebekeleri meşru muhatap kılınırken en net tavrı koysun; Türk-Kürt kardeşliğini bin yıllık İslam mayasıyla ayrılmaz bir bütün sayıp, bölge insanının hakkını savunmakla cinayet şebekesine alan açmak arasındaki çizgiyi tavizsiz çekebilsin.

​Darbe gecesi millet iradesinin yanında tereddütsüz sokağa fırlasın; ancak ertesi gün adaletin kantarının bozulmasına, kurunun yanında yaşın yanmasına ve devlet kadrolarının yeni cemaat ve tarikat kontenjanlarıyla pay edilmesine de aynı sertlikle itiraz edebilsin.

​İttifak Esaretini Kıran Bağımsız Akıl

​Bize öyle bir terazi lazım ki; bugünkü sığ ittifak kalıplarının, blok siyasetinin dışına çıkabilsin. İktidar blokuna sorgusuz sualsiz eklemlenip kimliğini eritmesin; muhalefetin savrulmalarına da payanda olmasın.

​Milli meselelerde devlete şartsız omuz verirken; iç siyasette, adalette ve ahlakta bağımsız denetleyici güç kalabilsin. Yanlışa parmak basmaktan korkmayan, gerektiğinde aynı iradeye hem "milli davada yanındayım" hem de "burada yanlış yapıyorsun" diyebilen o ahlaki ağırlığı temsil etsin. Cumhur masasına bakanlık pazarlığı için değil; adalet, liyakat ve israfın önlenmesi şartıyla oturabilecek bir haysiyeti taşısın.

​Emeğin, Ekmeğin ve Hakkın Savunucusu

​Ve bize öyle bir terazi lazım ki; mutfaktaki yangını, emeklinin ve asgari ücretlinin ezilmesini "sabır gösterilecek kader" diye geçiştirmesin. "Millet pazar artıklarını toplarken yönetenlerin şatafat içinde yaşaması haramdır" diyerek ahbap-çavuş kapitalizminin karşısına dikilsin.

​KPSS’de yüksek puan alıp mülakatlarda hakkı yenen gençlerin hakkını savunsun; devleti bir zümrenin mülkü olmaktan çıkarıp liyakat ve adaleti emanet bilsin.

​Türkiye bugün kutuplaşmanın pençesinde bu denli kolay savruluyorsa, iktidar bu kadar rahat hata yapıp muhalefet milletin hassasiyetlerinden bu kadar pervasızca kopabiliyorsa, sebebi işte bu terazinin kırılmış olmasıdır. Çünkü ortada rüşvet-i kelam etmeyen, güce tapmayan ve milletin itimadını arkasına almış hakiki bir terazi yok.

​Bugün aradığımız şey yeni bir slogan, yeni bir parti ya da yeni bir kutup değil; işte o adil, cesur ve bağımsız terazinin ta kendisidir.

5
5

Yorumlar

1
t
tuğba caner23 Eylül 2026

Kaleminize sağlık

Düşüncelerinizi Paylaşın