6 TEMMUZ 2026

Erken Seçim mi, Bekleme Stratejisi mi? Türkiye Siyasetinin Yeni Dönemeçi

Türk siyaseti son yıllarda alışılmış denklemlerin dışına çıktı. Bir dönem seçimlerin kaderini belirleyen ideolojik tartışmaların yerini artık ekonomi, güvenlik ve devlet yönetimine ilişkin kaygılar aldı. Bugün hem iktidar hem muhalefet açısından belirleyici soru artık şudur:

Türkiye erken seçime mi gidiyor, yoksa taraflar mevcut dengeleri koruyarak zamanı mı bekleyecek?

Mevcut tabloya bakıldığında iktidarın önünde iki farklı gerçek bulunuyor.

Birinci gerçek, muhalefetin yaşadığı krizdir.

CHP, yerel seçimlerden sonra yakaladığı siyasi ivmeyi korumakta zorlanıyor. Parti içindeki liderlik ve meşruiyet tartışmaları enerjiyi dış mücadeleden iç mücadeleye çevirmiş durumda. Bu durum doğal olarak iktidarın elini rahatlatıyor. Siyasetin temel kuralı açıktır: Rakibiniz kendi içinde meşgulse sizin üzerinizdeki baskı azalır.

Ancak ikinci gerçek çok daha önemlidir.

Ekonomi.

İktidar açısından seçim kazanmanın ön şartı muhalefetin zayıflığı değil, seçmenin ekonomik beklentilerinin yönetilebilmesidir. Enflasyon, hayat pahalılığı ve gelir dağılımına ilişkin sorunlar devam ettiği sürece yalnızca muhalefetin yaşadığı krizlere güvenerek seçime gitmek ciddi risk taşır.

Bu nedenle bugün için en güçlü ihtimal, iktidarın CHP'deki krizi fırsata çevirerek hemen bir erken seçim kararı alması değildir.

Aksine daha rasyonel görünen strateji, ekonomide kısmi bir toparlanma beklentisiyle zamanı kullanmak olacaktır.

Dış politika cephesinde ise tablo daha karmaşıktır.

Ortadoğu yeniden hareketli bir döneme girmiş durumda. İran ile ABD arasındaki gerilim, enerji piyasalarındaki dalgalanmalar ve bölgesel güvenlik riskleri Türkiye'nin iç siyasetini doğrudan etkileyebilecek gelişmelerdir. Böyle dönemlerde iktidarlar genellikle öngörülebilirliği tercih eder. Seçim gibi büyük siyasi riskler almak yerine mevcut yönetim kapasitesini korumaya çalışırlar.

Bu nedenle hem iç ekonomik dengeler hem de dış politika riskleri birlikte değerlendirildiğinde, yakın vadede erken seçim ihtimali sanıldığı kadar güçlü görünmemektedir.

Peki CHP ne olacak?

Burada en dikkat çekici nokta şudur:

Bugünkü kriz ne kadar büyük görünürse görünsün, CHP'nin bölünmesi hâlâ en güçlü senaryo değildir. Parti içinde sert bir mücadele yaşanması muhtemeldir; ancak sonunda tarafların yeniden aynı çatı altında buluşması daha olası görünmektedir.

Çünkü ne iktidar cephesi ne de muhalefet cephesi için asıl mücadele bugün yaşanan liderlik tartışması değildir.

Asıl mücadele, 2028'e giden süreçte Türkiye'nin yeni siyasi dengesinin nasıl şekilleneceğidir.

Bu nedenle önümüzdeki aylarda yaşanacak gelişmelerin en olası sonucu şu görünmektedir:

İktidar ekonomide belirli bir istikrar yakalamaya çalışacak, erken seçim kartını hemen masaya sürmeyecek, CHP ise sancılı bir iç mücadele sonrasında yeniden tek merkezli bir yapıya dönmeye çalışacaktır.

Siyaset bazen görünen krizlerle değil, görünmeyen zaman hesaplarıyla şekillenir.

Bugün Ankara'da asıl mücadele seçim sandığı etrafında değil, o sandığın ne zaman kurulacağı sorusu etrafında yaşanmaktadır.

Ve mevcut şartlarda hem iktidarın hem de muhalefetin ortak tercihi, sandığı hemen getirmekten çok, kendi eksiklerini tamamlayacak zamanı kazanmaya çalışmak gibi görünmektedir.

3
1

Yorumlar

0

İlk yorumu siz yapın...

Düşüncelerinizi Paylaşın