6 TEMMUZ 2026

MİLLETVEKİLİ UZMAN MI OLMALI, ADAM MI?

Bugün memlekette siyaset konuşulunca herkes aynı yerden başlıyor:

“Milletvekilleri yetersiz… Meclis kalitesiz… Ülkeyi kimler yönetiyor?”

Sonra çözüm diye hemen diploma saymaya başlıyoruz.

Daha çok profesör olsun, daha çok mühendis olsun, daha çok hukukçu olsun…

Peki gerçekten sorun bu mu?

Bir an durup basit bir soru soralım:

Devlette uzman mı eksik, yoksa adam mı?

Çünkü biz bir şeyi baştan karıştırıyoruz:

Yönetmek başka iştir, yapmak başka iş.

Devlet dediğin zaten teknokrat dolu.

Bakanlıklarda:

doktor var,

mühendis var,

hukukçu var,

iktisatçı var,

bürokrat var.

Projeyi çizen de onlar, hesabı yapan da onlar, mevzuatı yazan da onlar.

Milletvekilinin gidip ihale dosyası hazırlaması, köprü projesi çizmesi, ameliyat yapması gerekmiyor.

Zaten yapmamalı da.

Çünkü milletvekilinin işi teknik iş değil.

Milletveili dediğin şey adının içinde gizli:

Milletin vekili.

Yani halkın sesi.

Onun görevi:

halkın derdini dinlemek,

sorunu yukarı taşımak,

yapılan işi denetlemek,

yanlışa “dur” demek,

doğruyu savunmak.

Bunun için diploma değil, karakter gerekir.

Çünkü teknik bilgi öğrenilir.

Ama dürüstlük öğretilmez.

Vicdanın okulu yoktur.

Cesaretin diploması yoktur.

Bugün dönüp kendimize dürüstçe soralım:

Beş diplomalı ama çıkarcı bir siyasetçi mi isteriz,

yoksa ilkokul mezunu ama sözüne güvenilir, namuslu bir Mehmet Amca mı?

Köy kahvesinde herkesin “o yalan söylemez” dediği bir adam,

bazen Ankara’daki on profesörden daha doğru karar verir.

Çünkü hayatı bilir.

Gerçek sorunu bilir.

Tarlayı, pazarı, sanayiyi, kirayı, faturayı bilir.

Kitap bilgisi akıl verir,

ama hayat bilgisi hikmet verir.

Devlet ise sadece akılla değil, hikmetle ayakta kalır.

Elbette milletvekili bilgili olsun, kendini geliştirsin, okusun.

Buna kim itiraz eder?

Ama bunlar artıdır.

Asıl şart olan şudur:

Ahlaklı olacak.

Dürüst olacak.

Korkmayacak.

Menfaat peşinde koşmayacak.

“Ben” değil “biz” diyecek.

Öyle ki halk maaşını görünce,

“Helal olsun, analarının ak sütü gibi helal olsun” diyebilecek.

Çünkü mesele para değil.

Mesele güven.

Bugün memleketin en büyük açığı uzman açığı değil.

Karakter açığı.

Devlet iyi mühendis buluyor.

İyi insan bulmakta zorlanıyor.

Belki de artık şunu kabul etmemiz gerekiyor:

Milletvekili uzman olmak zorunda değil.

Bilge olmak zorunda.

Çünkü bu ülkeyi diplomalar değil,

emaneti taşıyabilecek insanlar kurtaracak.

Ve bazen o insan,

takım elbiseli bir akademisyen değil,

sanayide eli yağlı bir usta,

ya da köyde sözü senet bir Mehmet Amca olabilir.

Belki de demokrasi tam olarak budur.

3
1

Yorumlar

0

İlk yorumu siz yapın...

Düşüncelerinizi Paylaşın