6 TEMMUZ 2026
MUHALEFETİN TASFİYESİ, DEMOKRASİNİN ZAYIFLAMASIDIR:
Gaflet ile Sorumluluk Arasındaki İnce Çizgi;
Türk siyaseti, son dönemde ekranlardan taşan öfke patlamalarına, kürsü tartışmalarına ve sert polemiklere sahne oluyor. Ankara koridorlarından yükselen bu gürültü, ne yazık ki ülkenin gerçek gündemini perdeleyerek vatandaşın adalet, ekonomi ve liyakat eksenindeki arayışını da gölgeliyor.
Artık açıkça ifade etmek gerekir: Bugün ana muhalefette yaşanan iç çekişmeler, kurultay tartışmaları ve birbirine yönelen ağır suçlamalar, sadece bir iç mesele olmaktan çıkmıştır. Bu durum, yapısal bir kriz görüntüsü vererek Türk demokrasisi açısından ciddi bir risk alanı oluşturmaktadır.
Demokrasilerde iktidarlar kadar muhalefet de rejimin kurucu ve taşıyıcı unsurlarındandır. Güçlü, tutarlı ve kendi iç gündemiyle aşırı meşgul olmayan bir ana muhalefetin varlığı, iktidarın denetlenmesi açısından en önemli denge mekanizmalarından biridir. Denetimsiz kalan her siyasi güç, doğal olarak daha az baskı altında kalır.
Bizler herhangi bir siyasi yapının parçası olmak zorunda değiliz; ancak demokratik olgunluk gereği, kurumsal bir ana muhalefet yapısının varlığını ve işlevselliğini savunmak durumundayız. Çünkü muhalefetin içeride zayıflaması, son tahlilde demokratik rekabet alanını daraltır.
Bir ülkede seçmen, mevcut iktidarı eleştirirken karşısında “kendi içinde bölünmüş ve sürekli kavga eden bir muhalefet” görüntüsüyle karşılaşıyorsa, bu durum değişim umudunu zayıflatır ve sandığa olan güveni aşındırır.
Yerel seçimlerde milyonlarca vatandaşın “ülke yönetiminde denge oluşsun” diyerek verdiği desteğin, kısa süre içinde iç çekişmelere yönelmesi, siyasal güven açısından ciddi bir aşınma yaratır. Kendi içindeki rekabeti ülke gündeminin önüne koyan siyasi yapılar, toplumsal beklentiyi karşılamakta zorlanır.
Sorumluluk makamında olanların, kurumsal ciddiyeti zedeleyen tartışmalardan uzak durması; siyasetin temel işlevi olan temsil ve denge görevine odaklanması gerekir.
Bu tür savrulmalar sadece partisel değil, genel olarak siyasi sisteme olan güveni de zayıflatır. Bu yönüyle mesele bireysel değil, yapısal bir sorundur.
Türkiye’nin alternatifsizliğe, sessizliğe veya denetimsiz bir siyasi yapıya mahkûm edilmesi kabul edilemez. Muhalefet liderliklerinin asli görevi, iç tartışmalardan çok ülkenin temel sorunlarına odaklanan bir siyasal çizgi üretmektir.
Siyaset elitleri bu bıkkınlık yaratan tabloyu aşamazsa, sadece kendi geleceklerini değil, çok partili demokratik rekabet kültürünü de zayıflatmış olurlar.
Yorumlar
0İlk yorumu siz yapın...
Düşüncelerinizi Paylaşın