6 TEMMUZ 2026

İlk yazıda Torbalı'nın neden hızla büyüdüğünü, buna rağmen neden güçlü bir kent kimliği oluşturamadığını ele almıştık. Yol, altyapı ve sosyal donatı eksikliklerinin yalnızca yönetim meselesi olmadığını; aynı zamanda toplumsal talep eksikliğinin de bu tabloyu beslediğini ortaya koymuştuk.
Şimdi ise asıl soruya geliyoruz:
Bu plansız büyümenin siyasi sorumluluğu kimde ve biz sandığa giderken gerçekte neyi seçiyoruz?
Geriye baktığımızda Torbalı'nın siyaset sahnesinde uzun yıllardır tekrar eden bir döngü görüyoruz.
Daralan tartışma alanları...
Birbirini tekrar eden söylemler...
Ve şehrin gerçek sorunlarını aşamayan bir gündem...
Oysa şehir büyüyor.
Nüfus artıyor.
Sanayi gelişiyor.
Ekonomik kapasite genişliyor.
Fakat siyasal vizyon aynı hızda derinleşmiyor.
Seçim dönemlerinde ortaya konulan projelerin önemli bir bölümü, uzun vadeli bir şehir vizyonundan çok, kısa vadeli siyasi reflekslerin ürünü olarak kalıyor.
Burada sorumluluğu yalnızca yönetenlere yüklemek kolaydır.
Ama eksik olur.
Çünkü demokrasilerde yönetenlerin niteliğini belirleyen en önemli unsur, toplumun beklentisi ve seçmenin sorgulama düzeyidir.
Sandık başına gittiğimizde kendimize şu soruyu sormalıyız:
Bir adayı sadece hangi partiden olduğuna göre mi değerlendiriyoruz, yoksa o kişinin şehri okuyabilme, planlayabilme ve geleceği inşa edebilme kapasitesine de bakıyor muyuz?
Çünkü yerel seçimler yalnızca belediye başkanını ya da belediye meclisini belirlediğimiz bir yarış değildir.
Aynı zamanda çocuklarımızın nasıl bir şehirde yaşayacağını, hangi sokaklarda yürüyeceğini, hangi parklarda oynayacağını ve nasıl bir kent kültürünün içinde büyüyeceğini belirlediğimiz en önemli tercihlerden biridir.
Aidiyet üzerinden kurulan tercihler, nitelikten çok sadakati ödüllendirdiğinde siyasal döngü değişmez.
Bu döngü değişmedikçe de altyapı sorunları, trafik, sosyal yaşam eksikliği ve plansız büyümenin diğer sonuçları kalıcı hâle gelir.
Çünkü bir kenti büyüten yalnızca bütçesi değildir.
O bütçeyi nasıl kullanacağını belirleyen yönetim anlayışıdır.
Şehir planlaması sadece yol yapmak ya da bina inşa etmek değildir.
Şehir planlaması, otuz yıl sonrasını bugünden düşünebilmektir.
Ve bu anlayış yalnızca belediye koridorlarında değil, sandıkta oluşan toplumsal bilinçle başlar.
Belki de en kritik eşik tam da burasıdır.
Değişim sandıkta başlar; ama sandığa gitmeden önce zihinde başlar.
Hangi soruları sorduğumuz...
Hangi vaatleri sorguladığımız...
Neyi normal kabul ettiğimiz...
Aslında geleceğin Torbalı'sını da bunlar belirler.
Peki bu kısır döngü nasıl kırılacak?
Torbalı'nın sadece büyüyen değil, gerçekten
gelişen bir kent olması için hangi somut adımlara ihtiyaç var?
Serinin son yazısında, Torbalı'nın geleceğini inşa edebilecek ortak vizyonu ve bunun için gerekli gördüğümüz temel adımları ele alacağız.
Yorumlar
0İlk yorumu siz yapın...
Düşüncelerinizi Paylaşın