6 TEMMUZ 2026

SAYIN ÖVÜNÇ DEMİR'E AÇIK SORU:   DEVLET CİDDİYETİ İLK GÜN NEDEN BAŞLAMADI?

Sayın Övünç Demir ;

Torbalı’nın yakın siyasi hafızasına baktığımızda, yerel yönetim gücünün kronik bir döngü içinde olduğunu görüyoruz. Koltukta sizden önce yine CHP’li bir yönetim vardı, ondan önce AK Parti'li bir idare görev yaptı, daha geriye gittiğimizde ise yine iki dönem üst üste CHP’li belediyecilik yaşandı. Yani bu kentte yönetim, uzun yıllardır iki parti ve bilinen yerel aktörler arasında adeta devredilerek ilerliyor.

Buna rağmen, Türkiye’deki genel siyaset geleneğinde olduğu gibi, her yeni belediye başkanının göreve gelir gelmez kamuoyuna "Mali enkaz devraldık, büyük bir borç yüküyle karşılaştık." açıklaması yapması ya da hizmet aksamalarını "Merkezi yönetimin bütçe kesintileri ve bürokratik engellemeleri" ile gerekçelendirmesi artık vatandaş nezdinde inandırıcılığını büyük ölçüde yitirmiş, kronikleşmiş bir mazeret diline dönüşmüştür.

Bu nedenle size doğrudan şu soruyu yöneltiyorum:

Madem bu ilçede partiler değişse de idari hafıza, mali yükümlülükler ve kurumsal miras aynı belediyede devam ediyor; siz göreve seçildiğinizde neden popülist tartışmaların önünü kesecek en güçlü devlet refleksini göstermediniz?

Daha açık ifadeyle; seçimi kazandığınız andan, mazbatanızı alıp göreve fiilen başladığınız o kritik geçiş sürecinde, neden belediyenin bağlı olduğu bağımsız devlet denetim mekanizmalarını, yani Sayıştay ve Mülkiye Müfettişlerini bizzat davet ederek belediyenin mali ve idari durumunun kuruşu kuruşuna resmi olarak tespit edilmesini sağlamadınız?

Böyle bir adım atılmış olsaydı, bugün yaşanan pek çok tartışma daha en başından sona ermiş olacaktı.

1. Geçmişin Sorumluluğu ile Kendi Döneminiz Arasına Hukuki Bir Çizgi Çekmiş Olurdunuz

Borçlar, alacaklar, ihaleler, belediye şirketleri, taşınmazlar ve mali tablolar devletin resmi denetimiyle kayıt altına alınsaydı; geçmiş döneme ait sorumluluklar da resmi raporlarla tescillenmiş olacaktı.

Böylece ne geçmiş dönem tartışmaları siyasi polemik konusu olurdu ne de siz sürekli "enkaz devraldık" demek zorunda kalırdınız.

2. "Engelleniyoruz" Söylemine İhtiyaç Kalmazdı

Bugün Türkiye'de birçok belediye hizmet üretilemediğinde merkezi yönetimi veya bürokrasiyi gerekçe gösteriyor.

Oysa göreve başladığınız ilk gün resmi durum tespiti yaptırmış olsaydınız; hangi kaynağın bulunduğu, hangi borcun devralındığı ve hangi imkânlarla göreve başladığınız devlet kayıtlarıyla ortaya çıkmış olurdu.

Böyle bir zeminde mazeret değil, çözüm konuşulur.

3. Tüyü Bitmemiş Yetimin Hakkı İlk Dakikadan Korunmuş Olurdu

İlk gün yapılacak kapsamlı bir devlet denetimi; belediye şirketlerinden imar uygulamalarına, arsa satışlarından hizmet ihalelerine kadar her alanda kamu malının korunmasına güçlü bir güvence oluştururdu.

Çünkü devlet ciddiyeti, göreve başladıktan aylar sonra değil, ilk gün gösterilir.

"Müfettişler Taraflı" Savunması Bu Olayda Geçerli Değildir

Bu noktada klasik bir savunma yapılabilir:

"Denetim kurumları zaten iktidarın elinde. Müfettişler taraflı davranabilir."

Ancak Torbalı'nın yakın siyasi geçmişi bu savunmayı büyük ölçüde geçersiz kılıyor.

Çünkü siz belediyeyi doğrudan kendi partinizden devraldınız. Ondan önce ise belediye farklı bir siyasi anlayış tarafından yönetildi.

Dolayısıyla ortada tek bir dönemin değil, yıllara yayılan çok partili bir idari miras bulunmaktadır.

Eğer gerçekten taraflı davranılacağından endişe ediliyorsa, devlet denetimini bizzat ilk gün talep etmek, aslında yöneticinin kendisi için en güçlü hukuki güvence olurdu.

Çünkü Sayıştay raporları siyasi sloganlarla değil; banka hesaplarıyla, muhasebe kayıtlarıyla, resmi belgelerle ve mali verilerle hazırlanır.

Rakamların siyasi görüşü olmaz.

Sayın Başkan;

Bugün gelinen noktada ne "müfettiş baskısı" ne de "engelleniyoruz" söylemi, ilk gün yapılmayan bu kurumsal tercihi açıklamaya tek başına yetmemektedir.

Çünkü belediyeyi devraldığınız anda devletin resmi denetim mekanizmalarını devreye sokarak mali ve idari tabloyu kayıt altına aldırmanız mümkündü.

Bu yapılmış olsaydı; hem geçmiş dönemle kendi yönetiminiz arasına net bir hukuki çizgi çekilmiş olurdu hem de bugün yaşanan pek çok tartışma hiç başlamadan sona ererdi.

Çeyrek milyonluk bir kent artık ekranlarda üretilen siyasi mağduriyet hikâyelerini değil; hesap verebilirliği, kurumsal şeffaflığı ve somut hizmeti görmek istemektedir.

Çünkü güçlü belediyecilik, sorunları anlatan değil; göreve başladığı ilk günden itibaren sorunları devlet ciddiyetiyle kayıt altına alan, hesap verebilirliği ilke edinen ve çözüm üreten yönetim anlayışıdır.

Not: Bu yazı yalnızca Sayın Övünç Demir'e değil; Torbalı'da görev yapan ve gelecekte görev alacak tüm siyasi parti ilçe başkanlarına, belediye başkanı adaylarına ve kamu yönetiminde sorumluluk üstlenmeyi hedefleyen herkese yöneltilmiş, ilkesel bir çağrıdır. Çünkü burada tartışılan konu kişiler değil, yönetim anlayışıdır...

Not: Görsel, Sayın Övünç Demir'in kamuya açık resmî Facebook hesabında paylaştığı videodan alınmış bir ekran görüntüsüdür. Yazıda yalnızca kamu yönetimi ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirme amacıyla kullanılmıştır.

3
1

Yorumlar

0

İlk yorumu siz yapın...

Düşüncelerinizi Paylaşın