10 TEMMUZ 2026

İlk üç yazıda yerel yönetimde temsilin anlamını, sandıkta verilen vekâletin niteliğini ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun ortaya koyduğu çerçeve ile uygulama arasındaki mesafeyi birlikte değerlendirdik. Şimdi ise asıl soruya cevap verme zamanı geldi:
Kenti yönetmek bir siyasi kariyer basamağı mıdır, yoksa o kente adanmış bir hizmet sözleşmesi mi?
Yerel siyasetin en önemli sorunlarından biri, belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliğinin zaman zaman Ankara'ya uzanan siyasi kariyerin bir basamağı olarak görülmesidir. Yöneticilerin dikkati yaşadıkları şehrin uzun vadeli ihtiyaçlarından çok bir sonraki siyasi hedefe yöneldiğinde, kentler de doğal olarak vizyonunu kaybetmeye başlar.
Bugün birçok şehir benzer sorunlarla karşı karşıya. Torbalı ise üretimin, tarımın, sanayinin ve göçün aynı anda büyüdüğü ilçelerden biri olarak bu dönüşüm ihtiyacını daha belirgin biçimde hissettiriyor. Böyle bir yerde asıl mesele yalnızca daha fazla bina yapmak değildir. Asıl mesele, bu büyümeyi güçlü bir kent kimliğine ve daha yüksek bir yaşam kalitesine dönüştürebilmektir.
Bunun yolu, parti aidiyetini kentin ortak menfaatinin önüne koymayan yeni bir yerel yönetim anlayışından geçiyor. Gücünü kapalı kapılar ardındaki siyasi pazarlıklardan değil, doğrudan vatandaşın güveninden alan; şeffaf, hesap verebilir ve ortak aklı esas alan bir yönetim kültürüne ihtiyaç var.
Şehir plancılarının, tarım üreticilerinin, sanayicilerin, eğitimcilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve en önemlisi o sokaklarda yaşayan insanların sözü, kentin geleceğini belirleyen en önemli unsur olmalıdır. Çünkü bir kenti gerçekten büyüten şey yalnızca yatırımlar değil; birlikte üretilen ortak akıldır.
Bir şehri şehir yapan; yolları, binaları ve fabrikaları kadar, o şehirde yaşayan insanların aidiyet duygusudur. Sandık da sadece beş yılda bir kullanılan bir tercih değil, yönetenleri görev süresi boyunca denetleyen demokratik bir sorumluluğun başlangıcı olmalıdır.
Artık sadece ne kadar büyüdüğümüzü değil, nasıl büyüdüğümüzü konuşma zamanı geldi.
Çünkü ortak akıl ve vizyonla yönetilmeyen her büyüme, geleceğin kalkınmasını değil; enkazını yine birlikte taşımak zorunda kalacağımız ağır bir yükü miras bırakır.
Yorumlar
0İlk yorumu siz yapın...
Düşüncelerinizi Paylaşın