26 AĞUSTOS 2026

Süreç Nereye Evriliyor? İki Yazının Işığında Türkiye'nin Siyasi ve Jeopolitik Satrancı
Birkaç ay arayla iki farklı pencereden aynı sürece bakmıştık.
Önce "Büyük Resmin Okuması" başlığıyla, Türkiye'nin önündeki dönüşümü stratejik bir satranç tahtası gibi okudum: Sınır ötesinde YPG'nin Suriye ordusuna katılması, Demirtaş'ın Kandil'i aradan çıkaran sivil siyaseti, muhalefetteki olası kırılmalar ve iktidarla Kürt seçmen arasında kurulabilecek çıkara dayalı mutabakat.
Ardından "Kürt Meselesi ve Terörün Tasfiyesi: Çözümün İlk Şartı Ayrıştırmak" yazısıyla bir uyarıda bulundum: Terör örgütünün tasfiyesi ile Kürt vatandaşın hakları aynı çuvala konursa, ne terör gerçekten biter ne de o haklar gerçek bir güvenceye kavuşur.
Aradan geçen kısa süre, bu iki metni birbirinin zıddı değil, birbirinin sınama alanı hâline getirdi. Her yazı tarihe düşülen birer "an fotoğrafı"dır; bu üçüncü metin ise o fotoğrafların sahada hangi gerçeğe çarptığını ölçen, nerede isabet edip nerede eksik kaldığımızı dürüstçe masaya yatıran bir hesap verme ve referans noktasıdır. Şimdi, bu sürecin nereye evrildiğini somut olgularla değerlendirerek bakalım.
Sınır Ötesi Gerçeklik: Büyük Tablo Sahaya İndi
"Büyük Resmin Okuması"nda çizdiğimiz stratejik çerçevenin ana hatları sahada karşılık buldu. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi'nin Ağustos ayında yaptığı açıklamalarla, SDG'nin askeri, güvenlik ve idari yapılarının Suriye devlet kurumlarına katılması somut bir konum değişikliğine dönüştü; 21 Ağustos sonrasında bu birleşme süreci sahadaki yeni askeri ve idari gerçeklik olarak şekillendi.
Nerede Haklı Çıktık?
Sınır ötesi askeri ve diplomatik baskının, örgütün sahadaki bağımsız hareket alanını ortadan kaldıracağı tespiti doğru çıktı — üstelik öngörülenden de hızlı gerçekleşti.
Nerede Eksik/Temkinli Kalmalıyız?
Dışarıda daralan bir yapının içerideki siyasi ve toplumsal damarları germe refleksi her zaman masadadır. Sınır ötesindeki çözülme, içeride terörün sivil siyaset üzerindeki vesayetini koparmadığı sürece eksik kalmaya mahkûmdur.
Kavramsal Ayrışmanın Sınavı: Vatandaş ile Örgüt
İkinci yazımızın altını çizdiği temel ilke, bu sürecin nirengi noktasıdır: Kürt başka, terör başkadır.
Bugün siyasetin test edildiği en büyük alan, bu kavramsal netliğin pratik hayatta korunup korunamadığıdır. Sürecin ilerleyişi büyük ölçüde simgesel jestler üzerinden okunuyor: MHP lideri Devlet Bahçeli'nin DEM Parti milletvekilleriyle tokalaşması ve bunun "doğaçlama olmadığını" bizzat doğrulaması, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu adımı "Cumhur İttifakı'nın uzattığı el" diye çerçevelemesi bunun en somut örneğidir. Bu, al gülüm ver gülüm mantığına dayanan bir çıkarcılık üretse de, "Kürt Meselesi ve Terörün Tasfiyesi" yazısının uyarısı hâlâ en keskin hakikattir: Haklar, hiçbir örgütün varlığına veya yokluğuna bağlı bir "taviz" olarak sunulamaz.
Nerede Haklı Çıktık?
Hakların bir terör yapısının varlığına bağlanmasının hem örgüte unvan yükleyeceğini hem de vatandaşları rehin bırakacağını belirten uyarımız bugün tüm yakıcılığıyla geçerliliğini koruyor.
Nerede Eksik/Zorlandık?
Siyasetin çıkarcı dili ile hak temelli evrensel adalet arasındaki gerilim henüz aşılabilmiş değil. Örgüte ve şiddete sıfır meşruiyet tanınırken; vatandaşa ve hukuka koşulsuz eşitlik sunulmadığı sürece atılan adımlar kalıcı bir toplumsal barışa dönüşemez.
Sivil Siyasetin Sıkışması ve Aktörlerin Sınavı
Silahlı vesayetin çözülmeye yüz tuttuğu her tarihi eşikte olduğu gibi, bugün de sivil siyasetin alanını kimin dolduracağı sorusu bütün ağırlığıyla ortadadır. DEM Parti'nin geleneksel kodları ile Türkiye partisi olma iddiası arasındaki gerilim sürerken; Kandil'in gölgesinden sıyrılma iddiası taşıyan sivil siyaset arayışları sürecin seyrini belirleyecek ana anahtardır. Bu arayışın somut karşılığı da geldi: Bağımsız Milletvekili Kani Torun, cezaevinde Selahattin Demirtaş'la yaptığı görüşmenin ardından, Demirtaş'ın "Ankara'da görev almak istiyorum" sözünü kamuoyuna aktardı. Bu ifade, Kandil'in gölgesinden sıyrılma iddiasındaki sivil siyasetin yalnızca mevcut dengelerde yer aramak değil, ülke yönetiminde sorumluluk üstlenme iddiasını da ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir.
Nerede Haklı Çıktık?
Kürt siyasetinin PKK'nın vesayetinden kopmasının, sadece bir güvenlik başarısı değil, Türkiye'nin demokratik siyasetinin de genişlemesi anlamına geleceği tespiti doğrulandı.
Nerede Eksik/Kırılgan?
Muhalefet cephesinde beklenen tek parça dönüşüm yerine daha çatallı ve kırılgan bir yapı ortaya çıktı. "Büyük Resmin Okuması"nda Özgür Özel için çizdiğimiz ikili senaryo — CHP'nin "tabela partisi"ne dönüşmesi ya da Özel'in muhalefetin tek lokomotifi olması — doğrudan bu şekilde gerçekleşmedi. Özgür Özel öncülüğündeki YENİ Parti'nin ortaya çıkmasıyla muhalefette öngördüğümüz kırılmanın önemli bir boyutu somutlaştı; buna karşılık CHP'nin hukuki ve kurumsal varlığı da devam etti.
Şu an muhalefet, öngördüğümüz tek cepheli kırılmadan değil, iki ayrı hukuki-siyasi sahanın bir arada var olduğu daha belirsiz bir tablodan ibarettir. İktidarın ve muhalefetin sivil alanda üreteceği stratejiler, önümüzdeki dönemin tüm siyasi denklemini tayin etmeye devam ediyor.
Sonuç Yerine: Geleceğe Düşülen Not
Bugün bu üçüncü metinle ortaya koyduğumuz tablo, geçmişteki iki analizin ne kadar isabetli bir zemine oturduğunu göstermektedir:
"Büyük Resmin Okuması" bize stratejik çerçevenin rotasını gösterdi.
"Kürt Meselesi ve Terörün Tasfiyesi" ise bu rotadaki ahlaki ve hukuki pusulamızı ("Ayrıştırma" ilkesini) belirledi.
Silahların susması ile toplumsal vicdanın onarılması aynı şey değildir. Hakikatin üzerini örtmeden, adaleti kişiselleştirmeden ve geçmişin acılarını yeni düşmanlıklara vesile kılmadan ortak bir geleceği örgülemek zorundayız.
Türkiye; terör örgütü ile Kürt vatandaşını birbirinden ayıran, suç ile kimliği karıştırmayan ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir akılla bu eşiği aşmak mecburiyetindedir.
Bu yazı, gelecekte dönüp baktığımızda 'Süreç bu virajı nasıl aldı, öngörülerimiz nerede doğrulandı, nerede eksik kaldı?' sorusuna tutulacak dürüst bir ayna, tarihe verilmiş bir sözdür."
İlgili Yazılar:
Büyük Resmin Okuması: Türkiye'nin Siyasi ve Jeopolitik Satrancı:
https://www.ismailturan.net/yazilarim/buyuk-resmin-okumasi-turkiye-nin-siyasi-ve-jeopolitik-satranci
Kürt Meselesi ve Terörün Tasfiyesi: Çözümün İlk Şartı Ayrıştırmak:
https://www.ismailturan.net/yazilarim/kurt-meselesi-ve-terorun-tasfiyesi-cozumun-i-lk-sarti-ayristirmak
Yorumlar
3Yazını önceki yazılarınla birlikte okuyup değerlendirilince en çok hoşuma giden tarafı, yalnızca “Nerede haklı çıktım” demen değil, “Nerede yanıldım veya eksik kaldım” diyebilmen oldu. Sınır ötesinde YPG/SDG' nin bağımsız hareket alanının daraldığı yönündeki öngörünün sahada karşılık bulması önemli bir isabet. Buna karşılık, muhalefette CHP'nin tabela partisine dönüşmesi veya Özgür Özel'in muhalefetin tek lokomotifi olması şeklindeki öngörünün gerçekleşmediğini açıkça kabul etmen de ayrıca değerli. Bence gerçek analiz tam da budur: Öngörünün gerçekleştiği yerde bunu görmek, gerçekleşmediği yerde ise bunu dürüstçe kabul etmek. Sadece fikir üretmeyi değil, kendi fikirlerini zamanın ve olayların karşısında yeniden tartmak gurur vericidir. Yinede bu konuyu daha uzun bir zamana bıraksak. iyi olmaz mı? Sorusunu sormamız iyi olur mu? Diye düşünüyorum. Yolun açık, kalemin güçlü ve yüreğin serin olsun inşalAlah!
Düşüncelerinizi Paylaşın