28 TEMMUZ 2026

Torbalı Belediyesi Seçim Kazananların Mülkü Müdür, Yoksa Milletin Ortak Emaneti Mi?

​Torbalı'da son günlerde yaşanan siyasi gelişmeler, ilçenin en çok konuşulan konusu hâline geldi. Belediye başkanının ve bazı siyasi isimlerin parti değiştirme süreci, beraberinde farklı tartışmaları da getirdi.

​Ancak bütün bu tartışmaların arasında gözden kaçan çok önemli bir soru var. Günlerdir aynı cümleyi duyuyoruz:

"Torbalı Belediyesi yeni partiye geçiyor."


​Bir an durup düşünelim. Gerçekten bir belediye bir siyasi partiye geçebilir mi? Belediye, herhangi bir partinin malı mıdır? Belediye binasının tapusunda bir siyasi partinin adı mı yazar?

​Elbette hayır.

​Parti değiştiren belediye değildir; siyasi tercihte bulunan kişiler ve yöneticilerdir. Ama belediye yerinde durur:

  • Dün de Torbalılılarındı...

  • Bugün de Torbalılılarındır...

  • Yarın da Torbalılıların olacaktır.

​Çünkü belediye; seçim kazananların mülkü değil, Torbalı'da yaşayan herkesin ortak kamu kurumudur. Ortak emanetidir.

​"Belediyeyi Kazandık" Söyleminin Yanılsaması

​Belki de yıllardır farkında olmadan kullandığımız bazı ifadeler, belediyelere bakışımızı da şekillendiriyor: “CHP'li belediye...”, “AK Partili belediye...”, “Şu partinin belediyesi...”

​Bu ifadeler ilk bakışta sadece siyasi bir tanımlama gibi görünebilir. Ancak zamanla şöyle bir algının oluşmasına neden oluyor: Sanki seçimler, belediyeyi halk adına adaletle yönetme yetkisi vermiyor da; belediyeyi bir partiden alıp diğerine devretme hakkı veriyormuş gibi...

​İşte bu yüzden seçimlerden sonra sıkça şu sözleri duyuyoruz: "Belediyeyi kazandık", "Belediyeyi kaybettik", "Belediyeyi geri alacağız".

​Oysa kazanılan belediye değildir. Kazanılan; halka hizmet etme sorumluluğudur. Yetki geçicidir, emanet ise kalıcıdır.

​Asli Görev Hizmet mi, Siyasi Faaliyet mi?

​Şimdi kendimize ve şehri yönetenlere daha önemli bir soru soralım: Bir belediye başkanının asli görevi nedir? Sabah makamına geldiğinde önceliği ne olmalıdır?

  • ​Bozulan yollar mı?

  • ​Altyapı ve temizlik mi?

  • ​Parklar ve sosyal alanlar mı?

  • ​İhtiyaç sahibi aileler ve gençlerin geleceği mi?

  • Yoksa kamu gücünü ve belediye imkânlarını siyasi faaliyetlerin bir parçası hâline getirmek mi?

​Hiç kuşkusuz her belediye başkanının bir siyasi kimliği vardır. Ancak seçimden sonra omuzlarına daha büyük bir sorumluluk yüklenir: Artık sadece partisinin değil, bütün şehrin belediye başkanıdır.

​O makam; kendisine oy verenin de, oy vermeyenin de, aynı vergiyi ödeyenin de, aynı sokakta yaşayanın da, aynı parkta çocuğunu oynatanın da makamıdır.

​İşte tam da bu yüzden vatandaşın şu soruyu sorması en doğal hakkıdır: Belediye başkanı bugün hangi sorumlulukla hareket ediyor? Partisinin temsilcisi olarak mı, yoksa bütün Torbalı'nın belediye başkanı olarak mı?

​Kamu Gücü ve Siyasi Sınırlar

​Son günlerde kamuoyunda, belediye çalışanlarının ve bazı vatandaşların yaşanan siyasi süreçler nedeniyle rahatsızlık duyduklarına ilişkin değerlendirmeler ve iddialar konuşuluyor. Bu iddiaların doğruluğu elbette ilgili idari ve hukuki süreçlerin konusudur.

​Ancak burada tartışılması gereken temel bir ilke vardır:

Hiçbir kamu çalışanı ve hiçbir vatandaş; siyasi tercihi nedeniyle kendisini baskı altında hissedeceği veya ekmeği ile siyasi tercihi arasında seçim yapmak zorunda kalacağı bir kaygıya sürüklenmemelidir.


​Çünkü kamu görevi, herhangi bir siyasi grubun gücünü artırmak için değil; bütün vatandaşlara eşit hizmet etmek için vardır. Kamu imkânları ile siyasi faaliyetler arasındaki sınır ne kadar net olursa, hem kamuya duyulan güven hem de demokrasi kültürü o kadar güçlü olur.

​Demokrasi sadece sandıkta başlamaz. Demokrasi, seçimi kazandıktan sonra kamu gücünü ve kendisine emanet edilen yetkiyi nasıl kullandığında da kendini gösterir.

​Sonuç: Ortak Emanete Sahip Çıkmak

​Bu yazı herhangi bir partiyi savunmak ya da herhangi bir kişiyi hedef almak için yazılmadı. Çünkü bugün konuştuğumuz isimler, partiler ve belediye başkanları değişebilir. Ama ilkeler değişmemelidir.

  • ​Belediyeler partilerin arka bahçesi değildir.

  • ​Belediyeler seçim kazananların ganimeti değildir.

  • ​Belediyeler, bu şehirde yaşayan herkesin ortak emanetidir.

​Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Biz seçimlerde bir siyasi partiye belediyeyi mi teslim ediyoruz, yoksa millet adına yönetilmek üzere geçici bir emaneti mi?

​Çünkü demokrasi sadece kimin seçildiğiyle değil; seçilenlerin kendilerine emanet edilen yetkiyi nasıl kullandığıyla da ölçülür. Bu soruya vereceğimiz cevap, yalnızca Torbalı'nın değil; nasıl bir demokrasi istediğimizin de cevabı olacaktır.

4
1

Yorumlar

1
t
tuğba caner28 Temmuz 2026

Kaleminize sağlık

Düşüncelerinizi Paylaşın