11 EYLÜL 2026

Torbalı’da Tarihi Birlik mi, Sahnelenen Satranç mı?

Torbalı’da Tarihi Birlik mi, Sahnelenen Satranç mı?

​TORBALI’NIN KANGRENLERİ BİR MANŞET SAVAŞININ DOLGU MALZEMESİ MİDİR?

Tarihi Birlik mi, Sahnelenen Satranç mı?

Torbalı kamuoyu günlerdir baş döndürücü bir vitrin trafiğini ve ardı ardına patlatılan "tarihi birlik", "Torbalı için rozetler çıkarıldı", "üst akıl birleşti, kentin sorunları çözülüyor" manşetlerini izliyor.

Önce belediyede meslek odalarının çağrıldığı, masaya serilen paftalar eşliğinde ilçenin çeyrek asırlık trafik krizine teknik bir raporla neşter vurulduğu duyuruldu. Hemen ardından iktidar milletvekilinin sanayi hamlesi üzerinden mülki amirin, iktidar partisi ilçe başkanının, Torbalı Ticaret Odası (TTO) başkanının ve belediye başkanının aynı kareye girdiği geniş katılımlı protokol fotoğrafları servis edildi. Son perde olarak da bizzat TTO başkanının ağzından kentin "tarihi bir uzlaşıya" vardığı ilan edildi.


Kişilerin niyetlerini peşinen mahkûm etmek derdinde değilim. İktidarından muhalefetine kentin karar vericilerinin aynı masada oturması, bu ilçenin uzun zamandır hasret kaldığı bir görüntüdür.


Ancak Torbalı hafızası, bana bu parıltılı vitrinin arkasındaki idari mantığı ve siyasi hamleleri soğukkanlılıkla sorgulama sorumluluğu yüklüyor. Çünkü sürecin perde arkasına, hamlelerin takvimine ve servis edilen karelere bakıldığında; kimsenin masum bir kenar izleyicisi olmadığı, tıkır tıkır işleyen bir siyasi satranç tablosuyla karşı karşıya olduğumuz açıkça görülüyor.


İlk Hamle: Manşeti Önden Kesmek


Mevcut idari ve hukuki yetki paylaşımı ortadayken, belediye yönetiminin şehir içinde tek başına alacağı kararlarla bu keşmekeşi çözemeyeceği aşikâr. Olayların kronolojisi, yerel yönetimin iktidar cephesinden gelecek hamleyi iyi okuduğunu gösteriyor. İktidar vekilinin OSB ziyaretleri üzerinden Pancar otoyol bağlantısını gündeme taşıyacağı ve kentin ana arterlerindeki ağır tonaj yükü üzerinden "Torbalı trafiğini merkezi yatırımlarla biz çözüyoruz" manşetine hazırlandığı anlaşılınca, inisiyatifi kaptırmamak adına ilk kare belediyeden geldi.


Aylardır rafta bekleyen akademik teknik rapor tam bu zamanlamayla sahneye sürüldü; aceleyle meslek odaları masaya davet edildi. Belli ki o raporda tek yön uygulamasının çalışabilmesi için OSB bağlantılarının ve Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki aksların açılması teknik bir ön şart, bir şerh olarak yer alıyordu.


Ortaya çıkan bu tablo; belediyenin hem "trafiği dert edinen ilk irade benim" diyerek karşı manşetin önüne geçmesini sağladı hem de olası bir çözümsüzlüğün faturasını peşinen merkezi idarenin sahasına bıraktı.

Karşı Hamle: Mecburi Protokol


İktidar vekili ise çalışma takvimine doğrudan Torbalı Karma ve Mobilya OSB ile başladı. Yanındaki heyette mülki amir, parti yönetimi ve TTO Başkanı vardı; ancak yerel yönetim o karede yer almıyordu.


Ziyaretin asıl ağırlık merkezi olan Pancar OSB ayağında ise belediyenin açtığı teknik kulvar sahaya yansıdı. Yerel yönetimin tamamen devre dışı bırakıldığı bir tablonun kamuoyunda yaratacağı siyasi maliyet görülmüş olmalı ki, belediye başkanı da Pancar OSB masasındaki yerini aldı.


Karşılıklı hamleler birbirini dengeleyince, iki taraf açısından da birlik ve uzlaşı görüntüsünü paylaşarak manşetleri ortaklaştırmak rasyonel bir siyasi çıkış yolu haline geldi; nitekim kamuoyuna yansıyan o geniş katılımlı birlik fotoğrafları da Pancar OSB çıkışında verildi.


Çay Masasında Sahnelenen "Düğmeye Basıldı" İllüzyonu


Fakat kamuoyuna servis edilen bu büyük devlet ciddiyeti söyleminin arkasındaki asıl idari illüzyon, Pancar OSB çıkışında TTO Başkanı’nın davetiyle geçilen plansız bir çay molasında sahnelendi. Resmi bir ziyaret dahi olmayan, basına tek bir kare fotoğrafın bile yansımadığı bu ayaküstü davet, sonrasında kamuoyuna adeta stratejik bir zirve gibi takdim edildi.


Sanki Torbalı’nın ortasında yıllardır çürüyen metruk belediye binasından, mezbelelik meydanından, trafik çilesinden ve Atatürk Mahallesi’nin sağlık ocağı mağduriyetinden kimsenin haberi yokmuş gibi bir hava estirildi. Sanki kentin can damarı olan bu yapısal meseleler aylar süren kurumsal bir hazırlıkla masaya yatırılmış, etki analizleri yapılmış, ortak akıl devreye girmiş ve herkes aynı anda tarihi bir hamle için "düğmeye basmış" gibi bir algı üretildi.


Oysa kamuoyuna yansıtılan tablonun gerçeği ne?


Bir çay molasındaki temaslar; adeta o anda fark edilmiş sorunlara ayaküstü müdahale ediliyormuş izlenimiyle aktarıldı. Ardından yürütülen telefon diplomasisiyle, kentin çeyrek asırlık yapısal krizleri birkaç dakikalık çay sohbetinde çözülüvermiş gibi bir rüzgâr estirildi.


Yetmiyor; bu sahnenin hemen ardından yerel yönetimin sivil toplumla birlikte Ankara yollarına düşeceği, gidip bizzat o çay masasında yan yana oturulan vekilin kapısının çalınacağı duyuruluyor.


Devlet ve yerel yönetim mekanizması bu ciddiyetsizlikle mi çalışır?

​Yıllardır gözünün önündeki kangrenleri ancak bir çay molasında "hatırlayıp" telefon diplomasisiyle çözmeye soyunan bir merkezi temsil algısı,

​Kendi yetki ve sorumluluğundaki meseleleri Ankara'ya havale edip heyetlerin arkasına saklanan bir yerel yönetim,

​Aynı masada çay içtiği vekilin kapısını çalmak için başkente sefer planlayan bir temsil anlayışı...

Torbalı’nın çeyrek asırlık felaketleri, işte bu karşılıklı rol paylaşımının ve sahnelenen algı mühendisliğinin dolgu malzemesi haline getiriliyor.

Samimiyetin Ölçüsü


Torbalı halkı artık karşılıklı hamlelerin gölgesinde verilen fotoğraflardan, günü kurtaran manşet takaslarından ve çay masalarında kurulan yapay uzlaşı sahnelerinden yoruldu. Geçmişte bu filmi farklı aktörlerle defalarca izledik; her defasında alkışlanan o masaların ardından Torbalı’ya kalan tek şey daha derin bir keşmekeş oldu.


Samimiyetin ölçüsü basittir:


Eğer ortada sahici bir irade varsa, kentin çeyrek asırlık kangrenleri siyasi satrançların, manşet kapma yarışlarının ve çay sohbetlerinin gölgesinden derhal çıkarılmalıdır.


İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, UKOME’nin, İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün ve ilgili bakanlıkların altında resmi imzası bulunan; bütçesi, kaynağı ve takvimi netleşmiş somut bir protokol kamuoyuna ilan edilmelidir.


Torbalı; ne belediyenin manşet koruma kalkanı ne de iktidarın siyasi vitrin sahasıdır. O masalara peşin hükümle karşı çıkmıyorum; yalnızca o masalarda oturan herkesin bu kentin hakikatine karşı dürüst, kurumsal ve sorumlu davranmasını bekliyorum.


Tarihi ve manşetleri not edelim, Torbalı hafızasına kaydedelim. Günübirlik algıları değil, sokağa inecek gerçek icraatları izleyelim.

4
2

Yorumlar

0

İlk yorumu siz yapın...

Düşüncelerinizi Paylaşın