6 TEMMUZ 2026

Türkiye’nin çok partili siyasi hayatında muhafazakar ve sağ siyaset, bugüne kadar elitist politikalara, bürokratik vesayete ve tepeden inmeci uygulamalara karşı haklı bir toplumsal tepki örgütlemiştir. Ancak Türk sağının on yıllardır düştüğü, sosyolojik ve fikri olarak acilen uyanması gereken çok büyük bir tarihi tuzak vardır: CHP'nin yanlışlarına kızıp, faturayı devletin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk'e kesmek.
1. Solun Kurduğu İllüzyona Gözü Kapalı İnanmak
Sol siyaset, kendi ideolojik eksen kaymasını meşrulaştırmak için yıllarca Atatürk’ü kendi tekeline almaya ve onu toplumun muhafazakar kesimine karşı bir kalkan olarak kullanmaya çalıştı. Türk sağı ise bu kurnaz stratejiye karşı akıllıca bir duruş geliştirmek yerine, tuzağa adeta gözü kapalı düştü: "Madem Atatürk onların simgesi, o halde bizim karşımızdadır" kolaycılığına ve sığlığına kaçtı.
Solun kurguladığı o yapay, halktan kopuk ve tepeden inmeci "Atatürk" illüzyonunu gerçek sanan sağ kadrolar ve taban; kendi medeniyet değerlerine, dindarlığına veya kültürel kodlarına yönelik yapılan her bürokratik baskıda suçu asıl uygulayıcıda (yani CHP zihniyetinde) aramak yerine, kurucu liderin şahsına yöneltti. Bu, Türk sağının düştüğü en büyük fikri acziyettir.
2. Atatürk’ün Yerli ve Milli Özünü Iskamak
Türk sağı; Atatürk'ün Çanakkale'de, Dumlupınar'da emperyalizme karşı verdiği o muazzam milli mücadeleyi, onun tam bağımsızlıkçı, yerli ve anti-emperyalist karakterini görmezden gelmiştir.
Atatürk'ün bazı sözlerini cımbızlayan sağ; onun İslam dünyasındaki sömürgeciliğe karşı verdiği savaşı, Kur'an-ı Kerim'in tefsir (Elmalılı Hamdi Yazır) ve tercümesini bizzat devlet eliyle yaptırarak hurafelerden arındırılmış sahih dini ihya etme çabalarını tamamen ıskalamıştır.
Atatürk'ü sadece solun tanımladığı "seküler-batıcı" dar bir kalıptan ibaret sanarak, kendi kurucu liderini sol marjinalizme altın tepside sunmuştur. Oysa Atatürk'ün milliyetçiliği, bağımsızlık anlayışı ve devlet ciddiyeti; bugün kendisini muhafazakar ve mukaddesatçı olarak tanımlayan sağ sosyolojisinin de asıl omurgası olmak zorundadır.
3. Sorumsuzluğun Sosyolojik Faturası
Sağın bu kör öfkesi ve solun bencil istismarı birleştiğinde ortaya sarsıcı bir Türkiye tablosu çıkmıştır: Devletin ortak kurucu çatısı olması gereken Mustafa Kemal Atatürk, bir kesimin diğer kesimi dövmek için kullandığı siyasi bir cephe hattı haline getirilmiştir.
Anadolu insanı, CHP elitizminin ve dayatmalarının hırsını Atatürk’ün hatırasından almaya zorlanmıştır. Bu strateji; Atatürk’ü her kesimin saygı duyduğu milli bir lider olmaktan çıkarıp, bir kesimin kutsadığı, diğer kesiminin ise solun faturasını ona keserek öfke duyup sövdüğü yapay bir figür haline getirmiştir.
Bu kavganın kazananı hiçbir zaman sağ siyaset olmamıştır; kaybeden her defasında Türk milletinin ortak hafızası, milli birliği ve toplumsal barışımız olmuştur.
4. Sağa Net Çağrı:
Kurucu Hafızaya Sahip Çıkın
Türk sağ kadrolarına ve muhafazakar entelektüellere çağrımız nettir: CHP’nin geçmişte ve bugün yarattığı travmaların hırsını Atatürk’ten almaktan vazgeçin. Solun kurguladığı o yapay, gardırop Atatürkçülüğüne inanıp kurucu liderinize sırtınızı dönmeyin; onun tam bağımsızlıkçı, milliyetçi, yerli ve anti-emperyalist omurgasına asıl siz sahip çıkın.
Unutulmamalıdır ki; kendi devletinin kurucusuyla ve kurucu hafızasıyla kavgalı olan, onu sürekli bir öfke nesnesi haline getiren bir sağ siyasetin, bu ülkenin geleceğine sunabileceği hiçbir köklü ve kalıcı vizyon olamaz. Kurucuyu marjinal solun elinden çekip almak, Türk sağının bu millete olan tarihsel borcudur!
Yorumlar
0İlk yorumu siz yapın...
Düşüncelerinizi Paylaşın